Çocukluğumdan beri düşünüp dururum; ' Cehennem Nedir? ' diye. Kaynar kazanlar mı yoksa volkanlar mı? Kor ateşler mi yoksa yılanlar mı? Şeytanlar mı yoksa zebaniler mi? Sonunda ne olduğunu anladım. Sevgisiz geçen bir ömür.. Ne kadar güzel bir kadın, ne kadar yakışıklı bir erkek olursan ol; ne kadar çok malın, mülkün, paran, pulun olursa olsun, eğer başını omzuna yasladığında huzurlu hissettiğin bir adam, uğruna her şeyden vazgeçebileceğin bir kadın yoksa hayatında çokta bir şeyin yoktur aslında. " Aşksız geçen bir ömür beyhude.. " demiş bir üstad. Eğer gerçek bir aşk, gerçek bir sevgi yoksa hayatınızda geri kalanın pekte bir önemi yok aslında.
Ancak şimdilerde aşk ve sevgi kelimeleri sevgiliyi anımsatıyor insanlara. Bir filmde izlemiştim oysa, bir kadın bir kızı çok seviyordu. İçindeki kötülük onunla son buluyordu. Uyuyan güzel masalıydı, meşhur Maleficent hikayesi.. Her masalda anlatılan ve insanların düşündüğü gibi gerçek aşkın ilk öpücüğü yakışıklı prensten gelmiyordu. Kötü cadının uğruna hayatını feda edebilecek kadar büyük olan sevgisinden geliyordu gerçek aşk..
Yani hayatımızı adayacağımız kadınlar, erkekler illa sevgili olmak zorunda değil. İnsanlar bunu çok karıştırdığı için belki de bu kadar mutsuzlar. Anne, baba, abi, abla vs. hayatınızda sizi seven insanlar varken sevgiyi dışarıda aramayın. Uzaklardan bekleyip sevgisizliğin cehenneminde boğulmayın..
2 yorum:
Aşk ne yazık ki artık sevmekten öte, yorgan altında aranır oldu. Son paragraf etkileyici olmuş. Ellerine sağlık.
Çok teşekkür ederim..
Yorum Gönder