Kadın Olmak

Türkiye zorlukların ülkesi.. Hayvan olmak zordur burada, bitki olmak, adam olmak ve en önemlisi de kadın olmak. Hele genç kızsan yaşayamazsın Türkiye'de.. Nice genç kızlarımız öldürüldü ya da intihara sürüklendi. Sadece cinsel bir obje olarak görüldükleri için üstelik..

Önce cansız eşyalara tecavüz edildiği haberlerini okuduk, sonra da hayvanlara.. Hiçbiri bir insan etmezdi, o yüzden umursamadık. Önlem almadık, cezalandırmadık. Bunları yapanlar insanlara dikti gözlerini. Genç kızlarımıza, çocuklarımıza hatta yetmedi erkek çocuklarımıza.. Sapkın zihniyetli insanlar barındırdık etrafımızda bilmeden. Birine güvendik, baba dedik, bizi 3-5 liraya 8 yaşımızda sattı bir adama. Birine abi dedik güvendik, dönüp bize tecavüz etti. Birilerine amca/hala/dayı/teyze dedik güvendik, bizi taciz etti, öldürdü. Birine sevgili dedik sığındık, cezamız gitar kutularına cesedimizin saklanması oldu. Din kardeşimiz dediğimiz insanlar, dinlemeden bize işkenceler etti.. Peki neydi bizim suçumuz?

Tek suçumuz şu hayata kadın olarak gelmekti. Vücut kıvrımları olsun olmasın bacak aralarımız tahrik etti sizi. Hemde kimimiz çocuk olsak ve bir şey bilmesek dahi.. Sapkın ruhlarınızın oyuncağı olarak yaratıldığımızı düşündünüz belki. Belki de bizden üstün olduğunuzu sandığınız için istediğinizi yapabileceğinizi düşündünüz. 

Bakın baylar, bizler kadınız/kızız, bizler sizin oyuncaklarınız, seks işçileriniz değiliz. Sizler uçkurlarınıza sahip olamayan insanlarsınız diye bizleri öldürmeye hakkınız olduğunu düşünmeyin. Bizlerin hayatları sizlerden değersiz veya alçak değil. Her ne kadar sizin kaburgalarınızdan yaratıldığımız için sizden alçak görüyor olsanız da bizler nesillerin devamlılığını sağlayan, Allah'ın ayaklarımızın altına cenneti serdiği geleceğin anneleriyiz. Sizlerin sapık beyinlerinizle bizleri sömürmenize izin vermeyeceğiz. 

Erkeksiniz diye, bizden fazla değilsiniz ve erkeksiniz diye ' o tahrik etti ' cümleleriyle yırtamayacaksınız. Eğer Türkiye'de adalet yoksa biz kadınlar olarak bu adaleti kendimiz için sağlayacağız. Daha fazla Özgecanlar, Aysunlar, Farkhundalar ölmeyecek, öldüremeyeceksiniz. 


Kokusuna Ölürüm..

Bir adam düşünün, bir kez aldığınız kokusunu hiçbir şeye değişemediğiniz. O bir tek gündeki kokuyu, asla unutamadığınız. Sizi yaşama bağlayan o kokuyu düşünün.

Ben bir adamı böyle sevdim işte. Sadece kokusunu sevdim adamın, benim olmayan kokusunu. İçime çektiğimde oksijenin ne olduğunu anladığım kokusunu. Bir kokuyu sevmek, bir adamı sevmekten daha kolaydır. Kokusuna ölmek, uğruna ölmekten daha anlamlıdır. Ben ki kokusuna ölürüm dediysem eğer, uğruna neler yaparım kim bilir..

Kokusuna ölecek kadar sevmeyin bir adamı. Çünkü o adam gider, size sadece onu hatırlatan kokular kalır. Eğer o kadar sevdiyseniz bir adamı, bir daha oksijeni hatırlayamazsınız..

Normal Olmak Mı?

Şu hayatta herşeyin, herkesin yeri dolar belki ama anne ve babanın yeri asla dolmaz. Annesiz, babasız büyüyen insanların hep bir yanı eksiktir. Bu eksiği doldurmak için herşeyi yaparlar ama dolmaz işte. Dolmayacağını anladıkları zaman ise diğer insanlar eksikliklerini anlamasın diye bunu farklı yollarla kapatmaya çalışırlar. 

Çok umursamaz, uçuk kaçık gördüğünüz insanlardır bunlar işte. Size göre normal olmayan, asla sizin gibi normal insanlarla arkadaşlık kuramayacak, sizi anlayamadığını düşündüğünüz insanlardır. Aslında anlayamayanın kendiniz olduğunun farkında bile değilsinizdir çoğu zaman. Sizin normal aile ortamınızı kaldıramayan çocuklardır onlar. Her ne kadar alıştım, umrumda değil deseler bile içten içe size imrenirler. Anne kokusuna, baba sevgisine hasret büyüyen insanlardır onlar. Sizin için doğal olan şeyler onlara çok büyük ve ulaşılamaz gelir.

Çevrelerinde normal insanlar olmalarını beklersiniz ama normal insanlar bizi ne kadar anlar ki.. 

Sevgi Tadında Kalmalı

Seve seve bitirmek gerekir bazı şeyleri.. İnsanlar nefret edene kadar kopmamaya çalışır birbirinden, en son raddeye kadar dayanmaya çalışırlar. Peki bu doğru bir tutum mu?

Birini sevmek ne kadar zorsa, nefret etmekte o kadar kolaydır aslında. Uzun zaman birlikte olduğun adamdan gün gelir buz gibi soğursun. Ancak güzel anılarınız, yaşadıklarınız çöp olur o an. Keşke hiç yaşamasaydım dediğin bir sürü an ve anı kalır avuçlarında. Oysa en başından bir şeyler koptuğunda bitirseydin o kötü anılar olur muydu? Severek ayrılmak zordur ama belki de yapılması en doğru şeydir. Güzel anılarınla, ona olan sevginle dönersin arkanı. Aklına geldiğinde nefretle, ağız dolusu küfürlerle değil de; ne çok güzel zaman yaşattı bana, ne çok sevdi beni diyerek anarsın. Herkes birilerini çok fazla sever ancak o birileri her zaman ömür boyu hayatımızda olamaz.. Belki tam da bu yüzden onların anılarını iyi yaşatmak gerekir. Boşa geçen zaman olarak değil, hayatın onunla geçen en güzel zamanları olarak hatırlansa daha iyi olmaz mı? 

Seve seve bitirmek gerekir bazı şeyleri.. O çok sevdiğimiz ama akşam ezanında evde olmak zorunda olduğumuzdan yarım bıraktığımız saklambaç gibi.. 

Hobbit Türkiye'de Çekilseydi

                                                          Yüzük Yelleri Part 3

Elf kızımız cücesine koşar, cansız bedenini kollarına alıp ağlamaya başlar. Elf kralda olay yerine gelmiştir, kız onu görünce ' Neden bu kadar acıyor? ' diye sorar. Kralda ' Yaralanmışsın gerizekalı o yüzden ' der.  ELf Kral oradan ayrılır ve sarayına döner. Legolas onun yanına gelir ve sorular sormaya başlar ancak Elf Kral cevaplamaz. Bunun üzerine ' Neden benimle konuşmuyorsun baba? ' diye soran Legolas'a babası ' Kitapta olmayan bir karakterle konuşmak istemiyorum. ' der. Babasının böyle demesine alınan Legolas hırs yapar, daha çok çalışır ve Yüzüklerin Efendisi kitabında kendine bir yer bulur. Yıllar geçer babasını yanına çağırır Legolas. Ona der ki ' Hatırlıyormusun bana kitapta yer almayan bir karakterle konuşmam demiştin? Bak kitapta yer buldum. ' babası da ona ' ben sana kitapta yer alamazsın demedim, karakter olamazsın dedim. ' der. Arka fonda bir müzik duyulur, Legolas'a ağır Thug Life yapan Elf Kral havalı havalı oradan uzaklaşır. Bu sırada köyüne dönen Bilgo Baggins yüzüğü kimseye söylemez ve 112 yıl hiç yaşlanmadan mutlu bir hayat sürer. Ta ki Frodo'ya yüzüğü bırakana kadar. Asıl olaylar ondan sonra patlak verir. Kısaca Hobbitlerin başına gelmeyen kalmaz. Ama bu başka bir hikayenin konusu.. Bu arada Gandalf ortalıkta dolaşıp çocuk sevindirmeye, hayır duası kazanmaya çalışır. Tabii her zamanki gibi Kızıl Elf yine Legolas'a yüz vermez ve inzivaya çekilir. Ne yapsa işe yaramayan Legolas bir göreve atılır ve İsildur'un varisi Aragorn'u aramaya çıkar. Amacı onunla Arwen'i birleştirmektir.. 60 yıllığına bütün olaylar yatışmıştır ve herşey yolunda gitmektedir.. Bakalım 60 yıl sonra neler olacak..



Tek Taş Kardeşliği Çok Yakında..

Hobbit Türkiye'de Çekilseydi Oyuncu Tanıtımları

Smaug : Altın Glaurung'un son varisi olan bir ejderhadır. 3. çağda Yalnız Dağ'a gelip Başbakan adayı olur. Bir çok vaatle cüceleri kandırdıktan sonra başa gelen Smaug cücelerin bir kısmını öldürür, öldürmediklerini de oradan sürer. Ve bütün altınları mağaraya toplayarak üstlerinde uyur. Tek zayıf noktası göğsündedir. Okçu Bard tarafından göğsünden vurularak öldürülür.

Gandalf : Ölümsüz topraklarda Olórin adlı bir Maia ruhuydu ve rüyaların efendisi Irmo'nun bahçelerinde (Lorien) yaşıyordu. Güneşin üçüncü çağının 1000. yılında Istari ya da Orta Dünya'ya gönderilen 5 büyücüden biri olmak üzere seçildi. Orta Dünya'ya gelen Gandalf ilk olarak Hac görevini yerine getirdi ve Büyücülükten Hoca Hazretliğine geçiş yaptı. Savaşlarda iyilerin tarafında olup, kötü güçlere karşı beddua seansları düzenledi. Savaş bittikten sonra Pensilvanya'ya gideceği söylenen Gandalf'tan bir daha haber alınamadı.

Sauron : Karanlıkların Efendisi ya da Yüzüklerin Efendisi olarak bilinir. Elflere güç yüzüklerini yapmıştır ancak onlara hükmetmek için de tek yüzüğü yapmış ve kendi gücünün bir kısmını bu yüzüğe aktarmıştır. Elfler onun kötü niyetini anlamış ve onu öldürmeye çalışmışlardır ancak yüzük yok edilmediğinden ölmemiştir. Kötülüklerine uzun bir süre devam etmiştir. Rüyasında öldüğünü ve cehenneme gittiğini gören Sauron uyandığından iyi biri olmaya karar verir ve Hak yoluna yönelir.

Elf Kral Thranduil : Legolas'ın babasıdır. Elf Kraliçesi Galandriel ile evlenmiştir. Karısının ölümünden sonra kendini atalarının mücevherlerini aramaya vermiştir.

Legolas : Yakışıklılığı ve üstün ok atma becerisiyle genç kızların dikkatini çeken bir Elf Prensidir. Kızıl Elf'e aşık olmıuş ancak aşkının karşılığını bulamamıştır. Onu kurtarmak için girdiği mücadeleden sonra bile Kızıl elfin gönlünü çalmayı başaramayan Legolas, arkadaşı cüce Gimli ile birlikte Ölümsüz Topraklara doğru yelken açmıştır.

Kızıl Elf Tauriel : Güzelliği ve yasak aşkı ile dikkatleri üstüne çeken bir elftir. Cüce ile aşkı çok konuşulan Tauriel'in Legolas ile de arasında bir şeyler geçtiği dedikodusu Orta Dünya'da çok konuşumaktadır. Önce aşık olduğu cüceyi kaybeden Tauriel, sonrasında da ona aşık olan Legolas'tan olması üzerine Orta Dünyadan kaçar ve kendisinden bir daha haber alınamaz.

Bard : Ozan soyundan gelir ve okçudur. Kendisi insan ırkına mensuptur. Orta Dünyada kaset skandallarını ortaya atan paralel yapının içinde olduğu söylentileri vardır. Smaug'u göğsüne attığı Kara Ok ile öldürmüştür. Halkı için ölümüne çarpışır. Meşekalkan'la gençliğinde geçtiği dalga yüzünden kendini bir savaşın ortasında bulur.

Thorin Meşekalkan : Kindar ve hırslı biri olarak bilinir. Aynı zamanda cesurdur ve arkası sağlam biridir. Dedesi Orglar tarafından öldürüldüğü için onlardan nefret etmektedir. Orglar ile girdiği savaşta Azok'u öldürmek için kendisini feda eder.

Bilbo Baggins : Bir Hobbittir. Ancak biraz bencil olmasıyla ünlenmiştir. Önce mağaranın kalbini alması ve daha sonra da yüzüğü alması ve kimseye söylememesi bencilliğini ispatlamaktadır. Ancak yine de mağaranın kalbini Bard'ın çıkardığı kaset skandalı doğrultusunda elflere vermek zorunda kalmıştır.

Azog : Ork soyundan gelen kötü bir savaşçıdır. Hobbitlerin en büyük düşmanıdır. Kızıl Elf Tauriel'e aşık olduğu ve onu cüce ile gördüğü için cüceyi öldürdüğü söylenir. Ancak Tauriel ona yüz vermemiştir. Thorin Meşekalkan tarafından öldürülmüştür.


Gerçek Aşk..

Çocukluğumdan beri düşünüp dururum; ' Cehennem Nedir? ' diye. Kaynar kazanlar mı yoksa volkanlar mı? Kor ateşler mi yoksa yılanlar mı? Şeytanlar mı yoksa zebaniler mi? Sonunda ne olduğunu anladım. Sevgisiz geçen bir ömür.. Ne kadar güzel bir kadın, ne kadar yakışıklı bir erkek olursan ol; ne kadar çok malın, mülkün, paran, pulun olursa olsun, eğer başını omzuna yasladığında huzurlu hissettiğin bir adam, uğruna her şeyden vazgeçebileceğin bir kadın yoksa hayatında çokta bir şeyin yoktur aslında.  " Aşksız geçen bir ömür beyhude.. " demiş bir üstad. Eğer gerçek bir aşk, gerçek bir sevgi yoksa hayatınızda geri kalanın pekte bir önemi yok aslında.

Ancak şimdilerde aşk ve sevgi kelimeleri sevgiliyi anımsatıyor insanlara. Bir filmde izlemiştim oysa, bir kadın bir kızı çok seviyordu. İçindeki kötülük onunla son buluyordu. Uyuyan güzel masalıydı, meşhur Maleficent hikayesi.. Her masalda anlatılan ve insanların düşündüğü gibi gerçek aşkın ilk öpücüğü yakışıklı prensten gelmiyordu. Kötü cadının uğruna hayatını feda edebilecek kadar büyük olan sevgisinden geliyordu gerçek aşk.. 

Yani hayatımızı adayacağımız kadınlar, erkekler illa sevgili olmak zorunda değil. İnsanlar bunu çok karıştırdığı için belki de bu kadar mutsuzlar. Anne, baba, abi, abla vs. hayatınızda sizi seven insanlar varken sevgiyi dışarıda aramayın. Uzaklardan bekleyip sevgisizliğin cehenneminde boğulmayın..

Hobbit Türkiye'de Çekilseydi


                                                        Yüzük Yelleri Part 2


Bundan yıllar önce Bard'ın ona çelme takıp düşürmesini ve gülmesini hazmedemeyen Meşekalkan Bard'ın yardım isteğini geri çevirir ve intikamını alır. Kral elfimiz de aradığı hazine için Smaug'un mağarasına gelmiştir, mütevazi ordusu ile. Gandalf'ta oraya doğru yola çıkmıştır. Orgların geldiğini söylemek için. Büyücü olan Gandalf Hacdan sonra büyünün günahlığı karşısında büyü güçlerini kullanmaktan vazgeçmiş ve Hak yoluna yönelmiştir. Allah'ın izniyle yapmaya başlar herşeyi. 

Meşekalkan mağaranın kalbini arar ancak bizim bencil ve yalancı Bilbomuz tıpkı yüzük gibi onu da kendine almıştır ve kimseye söylemez. Tabi bir konuşma esnasında bunu ağzından kaçıran Bilbo'nun kaset skandalı gündeme gelir. Bard bu skandalı ortaya atan kişidir tabi ki de ve mağaranın kalbini bu sayede Bilbodan almayı başarır. Bu sırada zimmetine yüklü miktar para geçiren Meşekalkanın kaseti de ortaya çıkar ve gündemde sansasyon yaratır. Ancak Meşekalkan  bunun montaj olduğunu ve paralel krallığın bunu ortaya atıp krallığını zedelemek istediğini, cüce halkının bunlara kanmayacağını anlatan bir halka sesleniş yapar ve cüceler krallarını destekler. 

Bu sırada Legolas, Elf kızıyla işi pişirmiştir. Dağ tepe gezip tozduktan sonra onlarda krallarının yanına dönmek ve yeni gelecek ordunun haberini vermek üzere Smaug'un topraklarına doğru yola çıkarlar. Bard ve Elf kral son kez konuşmak için Meşekalkana giderler. Ancak Meşekalkanın kuzeni gelmiştir, Meşekalkan onları " Siz benim kim olduğumu biliyormusunuz, benim arkam sağlam" diyerek reddeder. Meşekalkanın kuzeni ile Elfler tam savaşmak üzere iken Orglar da olaya intikal ederler. Cüceler orglara karşı savaşa girerlerken, insanlar, Gandalf ve Bilbo şehre cuma namazı kılmaya giderler. Gandalf'ın imamlığında cuma namazını kılıp akabinde Orglara toplu beddua ederler. Bu sırada insanların şehri Orglar tarafından kuşatılmıştır. Tam şehre saldıracakları sırada Gandalf'ın bedduaları işe yarar ve orglar birer birer devrilir. Meşekalkan ve en iyi savaşçıları da Azok'u öldürmek üzere tepeye tırmanırlar. Ancak Azok onlara tuzak kurmuştur ve Meşekalkanın kuzenini öldürür. Diğerleri de bunun üzerine Azok'a saldırmaya çalışır. Ancak biri daha ölür. Azokla Meşekalkan savaşırlar. Bu arada Kızıl Elf de dağa cücesine koşar. Ancak onu Azok'un askerlerinden biri karşılar. Oda Elf'e aşıktır, bu yüzden Kızıl Elf'in cüceye gitmesine izin vermez. Cücede Elf'i görünce Orga saldırır. Org cüceyi öldürür, cücenin öldüğünü gören Legolas, sevdiğini kurtarmaya koşar ve Orgu öldürür. 

Bayım

Bakın bayım ben kalbi yaralı bir kadınım. Darmadağın, kırık hep bir yarım. Ne olur o yaraları sarmayın, ne olur kırıklarıma dokunmayın. Dokunursanız yaralarıma bağlanırım. Aşk olur, kalbinize akarım. Bir parçanıza değil, bütününüze kaynar kanım. Sizi gereğinden fazla sever, haddimi aşarım. Kaldıramazsanız aşkımı kanarım.

Bakın bayım ben kalbi yaralı bir kadınım. Giderseniz hep sizde kalır sol yanım. Eğilir başım, akar gözyaşım. Gidecekseniz şayet daha fazla yaklaşmayın. Yaralarımı daha fazla kanatmayın. Siz olmadan da yaşarım. 

Şayet kalacaksanız bayım, ben size ait bir kadınım. Belki biraz kalbinizi kırar, canınızı yakarım. Ama başkasına bakmaz gözlerim. Başka bir dokunuşu sevmez kalbim. İnanın bayım sizi en çok ben severim. 

Akrep İle Yelkovan

Seninle ben akreple yelkovan gibiyiz sevgili.. Bilirsin yelkovan koşar hızla sürükleyerek peşinden akrebi.. Akrep ise yelkovana ulaşmaya çalışır var gücüyle... Ona yetişemeyeceğini anladığı zaman yavaşlar adımları.. Yelkovanı kızdırır akrebin bu davranışı.. İter akrebi yavaş yavaş ilerlesin diye.. Dayanamaz ve akrebi sırtına alır bir an için.. Bu yelkovanla akrebin kucaklaşmasıdır..

 Evet yelkovan akrebi taşır ama en çok akrepten bahsedilir. Ama onlar bunu önemsemez çünkü birbirlerine muhtaç olduklarını bilirler.. İkisinden birine bir şey olduğu zaman geride kalanın hiçbir önemi kalmaz.. Bazen yelkovan gitmeye kalkışır.. Oysa unuttuğu bir şey vardır o akrebe bir kazıkla bağlıdır ve ne kadar uzaklaştığını sanırsa sansın yaptığı tek şey akrebin etrafında volta atmaktır.. Akrep bunu bilerek bekler yelkovanın bir sonraki dönüşünü.. 

Tıpkı benim seni beklediğim gibi.. Ve senin gittiğini sandığın gibi..



Yaşamak Gibi

Yapayalnız hissediyorsun kendini. Kalabalıklar içinde hemde. İnsanlar her yerde eğleniyor ve dans ediyorlar. Kulağında sağır edici bir gürültü. Ama duymuyorsun hiçbir şeyi ve görmüyorsun kimseyi. Öyle filmlerdeki gibi buharlaşıp, yok olmuyor insanlar. Durmuyor müzik aniden.

Her şey orada ama sen yoksun. Kafanda kurduğun milyonlarca düşüncenin içine hapsoluyorsun hepsi bu. İnsanları izledikçe yalnızlığının farkına varıyorsun. Hani kaybolmuşsun gibi geliyor. Sanki her insan bir sokak ve sen nerede gideceğini bilmiyorsun. Hepsini izliyorsun ve yolun sonunu görmeye çalışıyorsun. Ama onlar seni görmüyor bile. Sanki hiç orada yokmuşsun gibi..

Sen bütün bunları düşünürken zaman akıp gidiyor. Farkında bile değilsin yaşadığının. Yaşlanıyorsun düşünce çukurunda. Ve kimse elini tutup çıkarmıyor seni oradan.

Kimsenin umrunda değilsin.

up